• Pts. Eki 3rd, 2022

Denizcilikte göksel seyir yöntemlerinin tarihi çok eskilere dayanır. İlk denizcilerin yaygın olarak kullandığı denizcilikte göksel seyir ile ilgili bilgiler bu yazımızda.
Günümüzde denizde yer bulmada kullanılan astronomik metotlar, 3000 yıl önce Akdeniz ve kuzeybatı Avrupa’da, gökcisimlerini kullanarak yollarını bulan ve eteniz ticareti yapan antik tacirlerin başlattığı bir sürecin sonucudur.
Astronominin navigasyon amacı ile kullanılmaya başlanması belki de ilk olarak Polaris, yani Kutup Yıldızı’nın, her zaman kuzeyde olduğunun anlaşılması ile olmuştur. Antik çağdaki deniz tacirleri ve daha öncekiler büyük bir ihtimalle bunu biliyorlardı. Bu buluşun ardından, Polaris veya öğle güneşinden yapılan gözlem ile gözlemcinin enleminin bulunabileceği anlaşılmış ve ilk navigasyonlar da bile kullanılmaya başlanmıştır. Ancak boylamın bulunması bu kadar kolay olmamıştır ve bu problem 18. yüzyıl ortalarına kadar birçok ünlü astronom tarafından çözülmeye çalışılmış, sonunda kronometrenin mükemmelleştirilmesi ile aşılmıştır. 19. Yüzyılda ise denizde boylam bulma basitleştirilmiş ve ortaya Marcq St. Hilaire metodu çıkmıştır.
Denizcilikte Göksel Seyir
1950’lilerin ortasına kadar güneş, yıldızlar ve aydan oluşan gözlemleri çözmek için karmaşık matematiksel tablolara ihtiyaç duyulmuştur. Bu çözüm ile çözülen PZX P’nin gökküre kutbu, Z’nin gözlemcinin başucu ve X’inde bir gök cismi olduğu navigasyon üçgeni sistemi ile harita üzerinde bir punt hattı çizmek mümkün olurdu. Günümüzde ise bu gerekli hesaplamalar astronomik tablolar ve Deniz Almanaklarından elde edilen bilgiler ile çok daha kolay yapılabilmektedir. Bu amaçla ufak el hesap makineleri de kullanılmaktadır.
Bir gözlemci, gök cisminden ölçtüğü yükseklik ile tablolardan bu gök cisminin gerçek başucunu ve Deniz Almanağından kendi tahmini pozisyonunun başucu uzaklığını bulabilir. Bu iki uzaklık arasındaki fark, gözlemcinin tahmini pozisyonunu ile gerçek pozisyonu arasında belli bir yöne doğru olan farkı verir. Bu yön ise tablolardan gözlemin yapıldığı saatteki Greenwich Saat Açısı okunarak bulunur. Bulunulan tahmini boylam ise Yerel Saat Açısını verir ve buradan da yine Deniz Almanağından okunan gökcisminin meyili ile kerteriz veya semt bulunabilir. Tahmini pozisyondan bu kerteriz ile bir çizgi çizilir. Teknenin her iki eğri üzerinde bulunması gerektiğinden, iki eğrinin kesişim noktası teknenin tam pozisyonunu verir
Hiperbolik navigasyon için ayarlanmış teknelerde bu işlemleri kendiliğinden yapan elektronik alıcılar vardır. Bu alıcılardan çıkan hesaplamalar ile bir teknenin pozisyonu kolayca ve süratle tam olarak belirlenebilir.

Bir cevap yazın